skip to Main Content
Çatalhöyük Antik Kenti

Çatalhöyük Antik Kenti

Çatalhöyük Nedir?

Çatalhöyük eski kentlerin yıkılması ile oluşmuş tepe. Arapçada til, tel, tal. Farklı dönemlere ait kültür kalıntılarının ya da adını döneme ait mimari kalıntıların oluşturduğu tepe şeklindeki yükseltiler demektir. Ekonomik, ticari ve stratejik yararlar göz önüne alınarak seçilen belirli yerleşim yerleri herhangi bir nedenden dolayı terk edilebilmektedir. Örneğin siyasi olaylar, depremler, sürgünler, doğal olmayan afetler, hastalık, dinsel olaylar bu nedenler arasında sayılabilir. Bu tür yerleşim yerleri, sürekli olarak terk edilip tekrar iskan edildiğinde her kültür kendine özgü kalıntıları geride bırakır. Böylece bir höyük eskiden yeniye doğru yükselen bir kültür birikimi görüntüsü kazanır.

Çatalhöyük Nerede Ve Nasıl Gidilir?

Çatalhöyük İç Anadolu Bölgesi’nde olan Konya’da yer alır. Konya merkez ile Çatalhöyük arası yaklaşık olarak 50 Kilometredir. Çatalhöyüğe Nasıl Gideceğiz? derseniz Konya İlinden D-330 Karayolunu Takip ederek Çatalhöyüğe ulaşabilirsiniz. Çatalhöyük antik kentine giderken önce Hayıroğlu, Sakyatan ve Mevlana müzesini göreceksiniz. Çatalhöyük antik kenti ile Mevlana Müzesi oldukça yakın dilerseniz Antik Kent turundan sonra müzeye bir göz atabilirsiniz.

Çatalhöyük Hangi İlimizdedir?

Çatalhöyük Konya’nın Çumra ilçesinde bulunmaktadır. Belgesellere konu olan bu antik kente gidiş oldukça keyifli olacaktır çünkü Çatalhöyüğün yanında gezilecek daha bir sürü yer bulunmakta. Örneğin Karatay Medresesi, İnce Minare Taş Eserler Müzesi ve Alaeddin Keykubad Camii hemen yanında bulunmaktadır.

Çatalhöyük Tarihi Ve Önemi

İç Anadolu Bölgesi’nde, Tuz Gölünün GB’sında, Çumra’nın 11 km kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, yalnız küçük Asya’nın değil, Batı Asya’nın da Cilalı Taş Devrindeki en büyük yerleşim yeridir. Çarşamba suyunun kollarının suladığı verimli bir ovada yer alan Çatalhöyük’ün ilginç mimarisi, kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntular ve duvar resimleri yardımıyla Cilalı Taş Devri’nin yaşama ve inanış biçimleri konusunda önemli bilgiler sağlanmıştır.
1958’de Britanyalı arkeolog James Mellaart tarafından bulunup 1961-1965 yılları arasında araştırılan Doğu Çatalhöyük’de yapılan kazılarda 14 yapı katı belirlenmiş; fakat, ana toprağa- yerli alt araziye ulaşılmamıştır.
İÖ 6800-5700 yıllarına tarihlenen Cilalı Taş Devri (Yeni Taş Dönemi) Çatalhöyük kültürü Konya ovasına egemen olmuştur. İÖ 5700’den sonra Çatalhöyük terk edilmiş ve burada bir başka yerleşme kurulmamıştır.
Çatalhöyük’ün Batısında kurulan yerleşme yerine Batı Çatalhöyük denir.

Çatalhöyük halkının geçimi tarıma ve hayvancılığa bağlı idi. Ayrıca kara avcılığı, Çevredeki göl ve ırmaklarda balıkçılık yaygındı. Halk sulu tarım uygulamasını da biliyordu. Ekmeklik Buğday yalın arpa ve bezelye gibi tahıl çeşitleri, baklagiller, burçak yetişmekteydi. Ardıç, şam fıstığı givi ağaç meyvelerinden yağ sağlanıyordu. Halk bira ve şarap da yapabilmekteydi.
Çatalhöyüklüler evcilleştirdikleri davar ve sığırdan et gereksinimlerinin büyük bölümünü elde ediyorlardı; sağdıkları sütten de yoğurt, peynir ve tereyağı yapmayı biliyorlardı. Avcılık da yaygındı. Av hayvanları arasında geyik, alageyik, karaca, tavşan, tilki, yabandomuzu ve ayı gibi hayvanlar bulunmakta idi. Ortaya çıkarılan kemiklerle, arkeozoolojik araştırmalara göre en çok sığır eti yenmiş; diğer hayvanlar daha az avlanmıştır. Köpeğin en alt katlardan beri evcil olduğu görülmektedir. Sığır’ın ise daha sonra evcilleştirildiği düşünülmektedir.

Çatalhöyük’te tecimsel etkinliklerin de canlı olduğunu anlıyoruz. Çerede Karadağ, Karacadağ, Hasan Dağı gibi volkan dağları vardı. Bu dağların lavları arasında obsidiyen bulunuyordu. Obsidiyen bıçıak, orak gibi kullanılıyordu. Çatalhöyük halkı obsidiyeni işleyip satıyor ve karşılığında deniz kabukları ve çakmaktaşı alıyorlardı. . Çakmaktaşı kazıyıcı ve orak olarak kullanılıyordu. Ilıcapınar tuz ocaklarından mutfak tuzu toplanıyor, kendi yerel gereksinimleri için kullanıyor hem de tuzu olmayan bölgelerin insanlarına satıyorlardı. Satışta doğal olarak para yoktu; mübadele (takas) yoluyla, trampa ediliyordu.

El yapımı çanak çömlekler basit biçimli ve bezemesizdir. Günışığına çıkarılan çanak çömlek parçaları çok değildir fakat gene de bunların kilden yuvarlanarak yapılan banltarın halka biçimine getirildikten sonra üst üste yerleştirimlesiyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Madencilik, dokumacılık, ahşap oymacılığı, tai ve kemik işçiliği, sepetçilik, süs eyşası yapımı gibi el zenaatlarını iyi bilen Çatalhöyüklüler, uygarlık tarihinin en eski dokumacıları, tekstil ustaları idi. Kumaş dokumada kullanılan tezgah ağırlıkları, aüırşaklar, dokuma tarakları önemli buluntular arasındadır. IX. Katmandan itibaren kurşun ve bakırın kullanılmaya başlandığını görüyoruz.

Çatalhöyük’te nüfusun 15 bine kadar çıktığı sanılmaktadır. Fakat, ortalama 1000 kadar evde 5-6 bin insan barınmakta, yaşamaktaydı. Kerpiçten yapılan ve ağaç hatıllarla güçlendirilien bu evler birbirine bitişikti. Tek katlı ve farklı yükseklikte olan evlerde kapı yoktu. İçeri girmek için düz olan damlarına açılmış bir delikten yararlanılırdı. Birbirinden avlularla ayrılan evler bir mahalle oluştururdu; evlerin aralarında sokak olmadığı için birbirlerine geçiş damlardan sağlanırdı. Mahalleler ortalarındaki daha büyük avluları çevrelerdi. Çatalhöyük’ün bu yerleşme üzeni dışa kapalı bir yaşamı gösterir. Dış tehlikelere karşı böylece önlem alan halk sur ya da koruma duvarı yapma gereksinimi duymamıştır.

Dikdörtgen biçiminde olan evler bir ana oda ile bir ya da iki küçlük odadan oluşurdu. Duvarlardaki deliklerden geçilen küçük odalar kiler ya da depo olarak kullanılırdı. Duvarlarda nişler de vardı. Evlerde damlardaki deliğin altına denk gelen yerde bir ocak ve yanında duvara bitişik bir fırın bulunurdu. Bazı evlerde biri yemek, diğeri çanak çömlek yapımında kullanılan iki fırın olurdu. Odalarda oturmak için şekiller yapılmıştı. Bu şekillerin altı mezar olarak kullanılırdı. Ölülerin açık havada çürüdükten sonra kemikleri bu şekillerin altına yerleştiriliyordu. Az sayıda, dizleri karnına çekik durumda gömülmüş insan iskeleti de bulunmuştur. Eğer gömülen erkekse yanına çeşitli silahlar; kadınsa takı ve süs eşyaları konurdu. Mezarların oda içlerinde olması dini inançlarla açıklanabilir.

Çatalhöyüklüler için güzel sanatlar, resim, heykel önemli bir uğraş alanıydı. Bazı yapılarda pek güzel renklerle çizilmiş resimler, kabartma bezemeler, pişmiş toprak ve taştan yapılan heykelcikler bulunurdu. Taştan yapılmış ok uçları ve bıçaklar çok dikkatli işlenmiştir. Keramik, elde yapılmış ve oldukça gevrek pişirilmiştir. Her iki eve karşılık bir tapınak olması da dikkati çeker. Tapınak olduğu varsayılan yapılardaki resimlerin konuları da oldukça ilginçtir. Avlanma sahneleri, ölü yakma törenleri, püsküren bir volkan dağı, böcek, çiçek, dans eden ya da cambazlık yapan insanlar ve çok sayıda hayvanın, akbabaların resimleri büyük panolar halinde çizilmişti. Av ve dans sahneleriyle hayvan betimlemelerinin, Neolitik toplumlarda büyük rol oynadığı anlaşılan dini olay ve ayinleri tasvir ettiği anlaşılmıştır. Duvarları freskli ve kabartmalı olan binalara arkeologlar tapınak adını vermişlerdir. “Çatalhöyük’teki “boyalı resim sanatı Avrupa Üst Paleolitiğinin son evrelerine ya da Doğu İspanya Mezolitik sanatına yaklaşır.

Duvarlarda ise çocuk doğuran tanrıça, boğa, leopar, öküz ve koç başı kabartmalarına rastlanmıştır. Küçük heykelciklerde de en çok genç kadın, doğuran ana ve yaşlı kadın heykelleri bulunmaktadır. Resim, kabartma ve heykellerden Çatalhöyük halkının yaşamında kadının pek önemli bir konumu olduğu anlaşılmaktadır. Kadın heykelcikleri ana tanrıçayı temsil etmektedir. Ana tanrıçayı çeşitli biçimlerde betimleyen heykelcikler ünlüdür. Bunlar natüralist biçimde olmakla birlikte Hacılar’da ortaya çıkarılanlardan farklıdır. Çatalhöyük Yeni Taş Dönemi kültürü Konya ovasının yanında Karaman yöresinde, Beyşehir, Seydişehir dolaylarında ve tüm orta Anadolu Bölgesi’nde etkili olmuştur.

İÖ 5700’de yerleşme sona ermiştir. Bundan sonraki yerleşme batı Çatalhöyük’te ortaya çıkmıştır. İÖ VI. Binyıl sonları- V. Binyıl başlarına tarihlenen Bakırtaş Dönemi pek aydınlık değildir. Çünkü, ayrıntılı kazılar yapılmamış; sondajlarla yetinilmiştir. Bu nedenle, yerleşim biçimine ilişkin bilgilerle sınırlıdır. Sondajlarda elde olunan buluntuların çoğunu çanak çömlekler oluşturur. Bunların en yaygını omurgalı, geniş ağızlı kaplardır. Hanurlarında samanın katkı olarak kullanılmadığı çanak çömlekler iyi pişmiştir ve bazen astarlıdır. Bej ya da krem rengi açık zemin üstüne kahverengi, alca kahverengi, pembe ya da al bantlar arasına yerleştirilmiş geometrik örgelerle bezenmiş, önce mat bir boya ile astarlanıp, sonra açıklanmışlardır. Genellikle geometrik bezekli olan bu çanak çömlekler, Canhasan Bakırtaş dönemi buluntularıyla büyük benzerlik gösterir. Bu da kültürler arası etkileşimin olduğunun bir kanıtıdır. Çatalhöyük buluntuları Ankara’da Anadolu Medeniyletleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Çatalhöyük Giriş Ücreti Ve Giriş Saatleri

Çatalhöyüğü gezmek için herhangi bir giriş ücreti YOKTUR!
Giriş saatleri ise Haftanın her günü açık olmak üzere Sabah 09:00 Akşam 19:00 olarak belirlenmiştir.

Kaynak Önerisi

Vikipedia sitesinin kendi yazısını görmek için BURAYA tıklamanız yeterlidir.

This Post Has 0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top
×Close search
Ara